gün batımına doğan

Sonsuzluğa uzanıyorum, bulutlar renklerce uzanıyor, kuşlar bulutlarca uçuyor

Zihnim susmuyor, susmuyor… Sorular…

Gözyaşlarının bir melodisi olsa kim bestelerdi? Nasıl bir dans uyardı bu melodiye? Fotoğrafı çekilse nasıl poz verirdi notalar? Mutlu anların bir rengi olsa bu renk ne olurdu? Pembeye çalan bir turuncu belki.

Peki ya el ele tutuşmanın? Birbirine yabancı iki parmaklar dizisinin arasından sızan ter damlalarının melodisi nasıl olurdu?

Kayıp bir rüya bu. Hangi uykumun arasında gördüm bir adamın bir kadını sevdiğini? Uyanık mıyım tam şu anda?

Uzanıyorum, uzanıyorum sonsuzluğa, ellerim uzuyor

Dokunuşum  kayboluyor, ben kayboluyorum. Ben hangi rengim? Ellerim hangi şarkıyı söylüyordu kaybolmadan önce?

Güçlüyüm. Güçlüyüm, güçlüyüm güçlerce.

Ve kalplerce büyüğüm ve sonsuza dek sevgiyim. Sonsuza dek ışık. Sonsuza dek renk.

Peki uyanık mıyım?

Bu ne güzel gün batımı izlediğim, binalar üzerinden. Ellerim dahi şaşkın.

Renklerce uçan kuşlar şaşkın, uçuş uçuş bulutlar ve öz

Ciğerlerime dolan o dev gibi, uzay gibi,

Sonsuzluk bile şaşkın.

Bir doğum gerçekleşiyor, ölüm bile şaşkın.

Üsküdar-istanbul / nisan 2022

Yorum bırakın