diyaloglar*

attilanın sessiz kaldığı telefon görüşmesi

Nasılsın, değdi mi? Bu kadar isteyip kaçmaya, merak edip saklanmaya? Muhtemel yaralarından iyileştin mi? Geleceği kurtardın mı geçmişin siperlerine sinerken? Cesaretini kendine kanıtladın mı duygularını anlatman gerekmeyen maceralara atılırken?

Ben korkuyordum  işte, kaybetmekten öte bi dünyadan. Cesur olamadım. Akıllıca davranmak hiç becerebildiğim bir şey olmadı. Kendime çıt çıkarmadan ilerleyen  ordular kuramadım. Rüzgardaki tehlikeyi sezen okçularım yoktu kulelerimde. Üzerime ateşler yağdığında dahi ateşlerin beni ısıtmak niyetinde olduğuna inandım.

Bir evi çöle dönüştürmekten korktum sonra. Yağmurlardan korunmadım hiç, sırılsıklam ıslandım. Yatağım, ocağım ıslandı hep. Boğuldum rahmet sandığım duyguların içinde.

Tek kişilik değildi. Tek kişilik olmadı hiçbir zaman. Sen kurdun bu evi. Ben yıktım.

Bazen çığlık çığlığa bazen sessizce bekledim. Köklendim bir enkaza. Uzandım yıldızlara ve gördüm uzaklardaki kaya gibi duruşunu. Sert, soğuk, cesur. Yalnız. Bir mezar taşı olmaya ant içmiş gibi. Asırlarca öylece durmayı göze almış kamuflajını. Yaşamadığına ikna ettin mi üzerine konan kuşları da?

Sahi daha ne kadar ileride bu yaşanacak güzel günler? Daha ne kadar yolun var? Varabilecek misin bu tempoyla? Ya da ne zaman görürsün yanlış yoldan gitme korkunun seni bir adım öteye dahi taşımadığını?

Eylül 2022- Beylikdüzü, İstanbul

Yorum bırakın