varsayımlar

rakı masası varsayımı

Bir rakı masasında olabilirdik, mezeleri ben yapardım sen içerdin. Ben içmeye çalışırken suyu çok koyunca ziyan ettin rakıyı, diye sitem ederdin. Biraz çakır keyif olunca memleketi kurtarma teorilerini dinlerdim. Sonra Atamı anlatırdın, ben hem Atama hem sana bir daha aşık olurdum. Çıtımı çıkarmazdım seni hayran hayran izlerken. Belki hülyalara dalardım, bu adam ne güzel baba olur, diye içimden. İçim titrerdi, rakı çarptı, derdim sana. Alaylı gülerdin.

Sen halk müziği açardın belki, ben Attila İlhanın sesinden şiir dinlemek isterdim.

Sonra susardık. Sen susardın ben susardım. Ne çok hasret kaldım bu sükunete, ne çok tasavvur ettim bu huzuru diye düşünürdüm. Düşüncemi fark etmiş gibi elimi alırdın avucuna, ellerimi izlerdin, ben ellerimi izleyen gözlerini, mimiklerini, avuçlarını. Avuçlarının ellerimi tuttuğunu zannederken yüreğimi tutuşunu bilirdim. İçim ürperirdi ya hiç sevmeseydim seni? Hiç tanımasaydım seni.

O zaman varsayımlar üzerinden kederlenmezdi

sitemimin duyulduğu varsayımı

Nasıl bir duygu ulaşmak

Gitmeyi kafana koyduğun bir yere..

Sorular sorup cevaplar alabilmek.

Keşfetmek.

Sınırlar üzerinden uçarak geçebilmek.

Sınırları aşabilmek.

Sınırlarımı kaldırır merkezime girmene izin verirsem sınırlarını kaldırır merkezine girmeme izin verirsin sandım.

Hangisi doğru?

Sen hiç kaldırdığın sınırların içinde dahi hapis olduğunu hissettin mi?

Bulutlar kafes gibi hissettirdi mi?

Bakışların böyle hissettiriyordu.. bakışların sislerle kaplıydı.

Bu görüş mesafesi ne kadar tehlikeli bir limana varmayı umut eden gemi için biliyor musun?

Ya bu siste başka biri varsa? Ya bu siste yüzdüğümü zannederken karaya oturursam? Ya sana geldiğimi zannederken aksi istikamette ilerlemişsem?

Defalarca sarsıp sormak istedim, beni niçin bu sisler içinde bıraktın?

Tanrım beni neden terk ettin?

Tanrım beni neden terk ettin belirsizliğe?

Beni de onu da sen yaratmadın mı?

Tanrım beni neden kaybettin, bana  neden kaybettirdin?

Dünyanın diğer ucunda açan çiçekleri göremeyecek miyim?

Öyleyse kokusunu niçin burnuma kadar taşıdı bu rüzgarlar?

Tanrım bir çiçeğin solmasına çiçeğin ömründen uzun ağlanır mı?

Bu koku niçin gitmiyor burnumdan?

sürerlik varsayımı

Aynı şarkıyı defalarca dinleyebilirim, aynı diziyi baştan sona tekrar tekrar izleyebilirim. Dünyayı da gezmiş olsam aynı yerlere tekrar tekrar gidebilirim. Seni de her gün yeniden sevebilirdim.

Çünkü farklı yerlere gitmek değiştirmiyor aidiyet duygusunun güzelliğini.

Öyle yorgunum ki sürekli yanlış zamanlarda karşıma çıkmış olmandan. Neden tam da şuanda gelmiyorsun? Tam şuan başımı omzuna koysam. Aynı şarkıyı birlikte onuncuya dinlesek. İzleyecek bir şey bulamasak, sessizce otursak. Saçlarımı öpsen, beline sarılsam. Bi şarap açsak, her şey sussa nefesini dinlesem. Kokunda kaybolsam, yanımda oluşuna doymasam.

Seni çok özlüyorum.

Yorum bırakın