tüketim.

tüketmek, her şeyi çılgınlar gibi tüketmek..
gıdayı, giysileri, elektronik aletleri, ilişkileri… her şeyi gösterişimizin bir parçası yapmak.
bunu yaparken çevremizdeki insanlara; ama en çok da kendimize zarar verdiğimizin farkında olmadan tüketmek.
bütün yaptığımız bu.
çılgınlar gibi. aklımızı kaybetmiş gibi. bir an durup düşünmeden. kaosun içinde ne yapacağımızı bilmeden. hayvani iç güdüler ile kendimizi kurtarmaya çalışır gibi.
sadece kalabalığı takip ediyoruz.
kendi varlığımızı unutmuş sadece içinde bulunduğumuz kalabalığa ayak uydurma telaşına düşmüşüz. herkesin aynı kayboluşta olduğunu dahi göremiyoruz.
yüzlerce, binlerce dikkat dağıtıcı var çevremizde.
gerçeklerden kopuk sosyal medya paylaşımları, izlediğimiz dizi ve filmler, siyasetçiler… maruz kaldığımız bütün görüntüler birer uyaran. çarpıtılmış hikayelerin büyüsünde uyuşmuş zihinlerle koşturuyoruz.
yorulup gözlerini kapatanlar kendi içindeki dünyayı keşfediyor. artık koşmuyor, duruyorlar. dinliyorlar. hissediyorlar.
yaşıyorlar.
kendi ayak uydurma telaşımıza ayak uyduramadıklarını sandığımız için onları görmezden geliyoruz. onlar gibi olacağımız için korkuyoruz.
çünkü bize gösterilenlerde nefes almak yok. durmak yok. hissetmek yok. yaşamak yok.
korkuyoruz. durgunlukları bizi dehşete düşürüyor.
ta ki her birimiz yorulup dinlenmeyi akıl edene kadar.
farkında olmadığımız gerçek kayıplar vermeye devam ediyoruz.
gerçek gıdayı kaybediyoruz. beslenmeyi, sanatı ve sevgiyi.
gerçek ihtiyaçlarımızı kaybediyoruz. sağlıklı olmayı, mutlu olmayı, sevdiklerimizle olmayı.
ilişkilerimizi kaybediyoruz.
kendimizi.
tüketmiyoruz aslında tükeniyoruz.
durup kendimize ne yaptığımızı görene kadar.
dur, rahatla, nefes al.
ve gör artık.

Yorum bırakın